#1

Türk Tarihinde Soykırım Yok

in Geschichte / Tarih 10.01.2010 19:31
von riudesign • 38 Beiträge

Pek çok Osmanlı ve yabancı kaynak, Ermeniler'in iddialarını yalanlıyor

Ermeniler, Birinci Dünya Savaşı yıllarında 1.5 milyon Ermeni'nin öldürüldüğünü iddia ediyor. Oysa Osmanlı belgeleri ve yabancı pek çok kaynak, o dönemde Ermeni nüfusunun bu sayının altında olduğunu ortaya koyuyor. 1917 tarihli İngiliz Britannica yıllığına göre Osmanlı Devleti'nde 1 milyon 56 bin Ermeni yaşıyordu. Osmanlı Devleti'nde İstatistik Müdürlüğü 1892 yılında kurulmuştu ve genel müdürlük görevini 1892 yılında Nuri Bey; 1892-1897 yılları arasında Fethi Franco adlı bir Musevi; 1897-1903 yılları arasında Mıgırdıç Şınabyan isimli bir Ermeni; 1903-1908 yılları arasında Robert isimli bir Amerikalı; 1908-1914 yılları arasında ise Mehmet Behiç Bey yapmıştı.1893 nüfus sayımına göre Osmanlı Devleti'nde yaşayan Ermeni sayısı 1 milyon bin 465'di. Bu sayı 1906 nüfus sayımında 1 milyon 120 bin 748; 1914 nüfus istatistiğine göre ise 1 milyon 221 bin 850 olarak belirlenmişti. Gerek Osmanlı, gerekse Ermeni ve yabancı kaynaklı istatistikler, Birinci Dünya Savaşı döneminde Osmanlı Devleti'ndeki Ermeni nüfusunun 1 milyon 250 bin civarında olduğunu ortaya koyuyor. Oysa Ermeniler 1878 Berlin Kongresi'nde bağımsız bir Ermenistan kurulmasını istemişler ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde 3 milyon Ermeni'nin yaşadığını iddia etmişlerdi. Berlin Anlaşması'yla Hristiyanlardan vergi alınması gündeme gelince Ermeniler bu sefer nüfuslarını birden bire Osmanlı Devleti'nin belirlediği sayının da altına indirmişlerdi. Ermeni Noradungian Gabrial'ın Lozan Konferansı Tali Komisyonu'na sunduğu raporda, 27 Mayıs 1915 yılında yasalaşan Zorunlu Göç Kanunu'ndan sonra toplam 695 bin Ermeninin Kafkasya'ya, Suriye'ye, Yunanistan ve Ege Adaları'na, Bulgaristan'a ve İran'a göç ettiği belirtiliyor. Bir başka Ermeni Richard Hovannisyan ile diğer Ermeni araştırmacıların ortaya koyduğu bilgiler ışığında 855 bin civarında Ermeni'nin başka ülkelere göç ettiği anlaşılıyor. Türk araştırmacılar da zaten bu sayının 800 bin civarında olduğunu kabul ediyor. 855 bin rakamı 1914 yılında yapılan nüfus sayımında belirlenen Ermeni nüfusundan çıkarıldığında geriye 366 bin 850 kişi kalıyor. Bu sayıdan da göçe tabi tutulmayarak İstanbul, Bursa, Kütahya Sancağı ve Aydın'da kalan 167 bin 778 kişi çıkarılınca geriye ortada olmayan 200 bin civarında Ermeni kalıyor. İşte ortada görünmeyen bu 200 bin civarındaki Ermeni'nin, itilaf devletleri saflarına katılarak Osmanlı'yla savaşta veya eşkıya tarafından öldürüldüğü, zorunlu göç sırasında ise değişik nedenlerden ölmüş olabileceği tahmin ediliyor. Yıllarca ekmeğini yedikleri ve ayrıcalıklı tutuldukları Osmanlı ülkesine ihanet eden, düşmanla işbirliği yaparak masum Türk halkını katleden Ermeniler'in de bu ortamda zarar görmesinden daha doğal ne olabilir.


İngilizler Soykırım Olmadığını Anlamıştı

Öte yandan, Birinci Dünya Savaşı sonrası müttefik ordularınca İstanbul'un işgalinin hemen ardından Osmanlı arşivlerinde geniş bir araştırma yapan İngilizler, Ermenilere bir soykırım uygulandığına dair hiçbir belge bulamamıştı. Bu dönemde Osmanlı Devleti, soykırım iddialarının araştırılması için bir komisyon kurulmasını önermiş ancak İngiltere, bu komisyonun kurulmasını ve konunun soruşturulmasını engellemişti. İngilizler, İstanbul'u işgal etmelerinin hemen ardından, bir kaç yüz Osmanlı siyasi ve askeri lideri ile aydınını, savaş suçlusu oldukları gerekçesiyle tutuklayarak Malta Adası'nda hapsetmişlerdi. Hemen ardından Osmanlı arşivlerinde geniş çaplı bir araştırma yapan İngilizler, ne dönemin hükümeti, ne de Malta'daki tutuklular hakkında yapılan suçlamalara yönelik hiç bir kanıt bulamamışlardı. Washington'daki İngiliz Büyükelçisi R.C. Craigie 13 Temmuz 1921'de Lord Curson'a gönderdiği mesajda şunları yazıyordu:-"Malta'da tutuklu bulunan Türkler aleyhine delil olarak kullanılabilecek hiçbir şey olmadığını bildirmekten üzüntü duyuyorum...Yeterli delil olabilecek hiçbir somut vakıa mevcut değildir. Sözkonusu raporlar, hiçbir surette, Türkler hakkında majesteleri hükümetinin halen elinde bulunan bilgilerin takviyesinde yararlı olabilecek delilleri bile ihtiva etmemektedir."Malta'daki tutuklular, hiç bir suçlama yapılmadan ve duruşmaya çıkarılmadan serbest bırakılıyordu. O dönemde, İngiliz basınında Osmanlı Hükümeti'ni soykırımla suçlayan ve bunu kanıtlamaya yeltenen bazı belgeler yayınlanmıştı. Ancak İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nca daha sonra yapılan soruşturmalar sonucu, İngiliz basınına verilen bu belgelerin Paris'teki Milliyetçi Ermeni Delegasyonu tarafından yazılan uydurma belgeler olduğu ortaya çıktı. Osmanlı Devleti ise o dönemde bir soruşturmadan kaçmak bir yana, Ermeni iddialarının soruşturulması için bir komisyon kurulmasını öneriyordu. Osmanlı Hükümeti, 26 Mart 1919'da savaşa taraf olmayan ülkeler olan İspanya, İsviçre, Danimarka, İsveç ve Norveç'e nota göndererek, ikişer hukukçu yollamalarını ve bu hukukçulardan kurulacak komisyonun, Ermeni iddialarını araştırmasını istemişti. Bu girişim, İngilizlerin müdahalesi ile sonuçsuz kalıyor ve komisyonun kurulması, dolayısıyla da konuyu soruşturması engelleniyordu. Osmanlı Devleti 7 Mart 1920 tarihli telgrafla bu sefer İtilaf Devletleri ve Amiral Bristol'dan bu konunun araştırılmasını, gerçeklerin tespit edilerek Türk ve dünya kamuoyunun aydınlatılmasını istiyordu. Bu başvuru aynı tarihlerde, bütün gazetelerde de açık duyuru şeklinde yayınlanmıştı. Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru ise Ahmet Refik başkanlığında bir grup yabancı gazeteci, inceleme yapmak üzere Doğu Anadolu Bölgesi'ne gönderildi. Türk Tarihinde Soykırım YokFanatik Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu döneminde soykırıma uğradıklarını iddia ede dursunlar, Türkler'in tarihinde soykırım gibi bir olaya kesinlikle rastlanmıyor. Üstelik dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan insanların sığındıkları yegane millet Türkler. Osmanlı'nın yayıldığı coğrafya hatırlandığında Avrupa'da Viyana önlerine kadar geldiği; Akdeniz'e sahili olan bütün Afrika'yı, Ortadoğu'nun tamamını ve Arap Yarımadası'nı 200 ile 400 yıl arasında yönetimi altında tuttuğu görülüyor. Bu coğrafyada yok edilen tek bir halk olmadığı gibi, toplulukların dillerine ve dinlerine azami saygı gösterilmiş. Anadolu'da şer-i hükümlerin hakim olduğu dönemde en eski Hristiyanlık mezhebi olan Süryanilik, tavus kuşuna ve ateşe tapan Yezidilik yaşatılırken, bin 800'lü yıllarda (şer-i hükümlere aykırı olmasına rağmen) Anadolu'da kiliseler açılmıştı.Hatta iki kardeşten Sokullu Mehmet Paşa Sadrazamken, diğer kardeş olan Makarije Sırp Kilisesi'ne Patrik tayin edilmiş ve Sırp halkını diriltmişti. Oysa dünyanın diğer bölgelerinde, Avrupa'daki mezhepler mücadelesi döneminde yaşanan soykırımları, Uzakdoğu'da Hindular gibi dili değişen halkları ve komple dili ve dini değişen Afrika'yı, Güney Amerika'yı ve kızılderili soykırımını gözden kaçırmak mümkün değil. Türk yönetimi, (belki de uzun tarihi boyunca farklı kültürlerle birlikte yaşamaktan olsa gerek), diğer kültür ve soylarla yaşamaya alışık. Justin McCarthy'nin "Ölüm ve Sürgün" isimli kitabıyla da ortaya koyduğu gibi, Balkan ve Kafkas halkları soykırımdan kurtulmak için Osmanlı yönetimine sığınmıştı.1469'da İspanya ve Portekiz'den kaçan Musevi ve Müslümanların, 1680 yılında Macaristan'dan kaçan Thökölymre ve adamlarının, 1711 yılında Rakoczi Ferençll ve adamlarının, 1849 yılında Layoş Kosuth ve 2 bin kişilik Macar grubunun; İsveç Kralı Şarl ve yaklaşık 2 bin adamının, 1841 ve 1856 yıllarında Polonyalı Prens Chartorski'nin, Ekim 1917'de 135 bin kişilik ordusuyla Rus komutan Vrangel'in ve hatta Troçki'nin katliamdan kurtulabilmek için sığındıkları yer, Osmanlı ülkesiydi. Bu Türkiye Cumhuriyeti döneminde de böyle oldu. İkinci Dünya Savaşı yıllarında soykırımdan kaçan Yahudilere Türkiye kucak açtı.Kuzey Irak'ta Saddam'ın katliamından, Balkanlarda ise Sırp katliamından kaçan binlerce insan, Türkiye'ye sığındı.


Kanada'ın Tutumu Traji-Komik

Birinci Dünya Savaşı'nın içinde yer alan Ermeni Tehciri sırasında soykırım yapıldığı öne sürümü, tarihi gerçeklere rağmen, son yıllarda daha da sıcak tutularak uluslararası platformlara taşınmıştır.Sevr Antlaşması'nı ısrarla uluslararası arenada tartışmaya açan Ermeniler, bu oyuna son olarak Kanada'yı da dahil ettiler. Kanada Avam kamarası da bir kaç gün önce, bazı batı ülkelerinin parlamentoları gibi Ermenilerin asılsız "soykırım" iddialarını kabul etti. Kanada Parlamentosu'nun bu tutumu ise traji-komik bir durum. Belki de dünya tarihinin en büyük soykırımı, kızılderililere karşı bu ülkenin bulunduğu topraklarda yaşanmıştı.

Kaynak:TRT.com.tr


zuletzt bearbeitet 10.01.2010 19:32 | nach oben springen

#2

RE: Türk Tarihinde Soykırım Yok

in Geschichte / Tarih 03.03.2010 14:51
von riudesign • 38 Beiträge

Wer immernoch daran zweifelt - Die aufschlussreiche Videodokumentation "SARI GELIN" kann man auf den Internet-Videoseiten anschauen. Es handelt sich dabei um eine deutschsprachige Doku. Dort werden alle offenen Fragen von internationalen(deutsche, engländer, italiener, franzosen) Historikern, Wissenschaftlern, Politikern, Diplomaten etc... aufgeklärt. Die Quellen worauf sich die Inhalte der Doku beziehen sind ebenfalls nicht-türkische Archive. Also einfach über eine Videoseite "SARI GELIN" eingeben und anschauen.

nach oben springen


Besucher
0 Mitglieder und 1 Gast sind Online

Wir begrüßen unser neuestes Mitglied: tolga
Forum Statistiken
Das Forum hat 61 Themen und 87 Beiträge.

Xobor Forum Software von Xobor.de
Einfach ein Forum erstellen